26

ADALET BEKADIR

Hz. Ömer’ in çok bilinen  bir sözü var: “ Adalet mülkün temelidir.”   Burada mülk devlet anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla  bu söze göre devletlerin varlıklarını devam ettirebilmeleri adaletle hükmetmeleri şartına bağlıdır.

Beka kalıcılık, ölmezlik, süreklilik   anlamlarına gelmektedir. Buna göre kalıcı olma, varlığını sürekli kılma adaletle mümkün olmaktadır.

Peki  bu kadar idealize edilen adalet nedir? Adaletten ne anlamak gerekir? Adil bir devlet nasıl olur?

Adalet, insanlık tarihi kadar eski  bir kavramdır ve tüm hukuk sistemlerine yerleşmiştir. Adalet dediğimizde hemen arkasından hak ve hukuk kavramları gelir. Hak,  genel olarak kanunların, kuralların, hukuk sisteminin kişilere  verdiği yetki veya imkan olarak tanımlanabilir. Bir başka şekilde de  kişilerin hukuk düzeni tarafından  korunan çıkarları olarak ifade edebiliriz. Meşru zeminde bir hak olması için mutlaka meşru zeminde verilmiş bir yetki veya imkan olması ya da korunan bir menfaat olması  gerekir. Hukuk ise basit bir şekilde açıklayacak olursak,  toplumsal hayatı düzenleyen ve uyulması kamu gücü ve yaptırımıyla desteklenmiş olan kuralların  bütünü olarak tanımlanabilir.  Literatürde toplumda uygulanan ve mer’i olan hukuk kurallarına pozitif hukuk denilmektedir. Dolayısıyla hak pozitif hukukun verdiği yetkiyi veya koruduğu menfaati ifade etmektedir. Burada ele aldığımız konu adalet olduğundan, pozitif hukukun da adil olup olmaması önem kazanmaktadır. Bu noktada doğal hukuk veya ideal hukuk kavramı söz konusu olmaktadır.  İdeal hukuk toplumun yapısına, doğasına, gereksinimlerine ve insanın fıtratına  en uygun kuralları bulmayı hedeflemektedir.

Peki burada adalet nerede durmaktadır?

Her şeyden önce adalet, herkesin aklına gelebileceği üzere  hak ve hukuk kavramları ile yakından ilgilidir. Adalet hakkı teslim etmek, herkese  hakkını vermektir. Hakka uygunluğu, haklı ile haksızın ayırt edilmesini ifade etmektedir. Herkese hakkı verildiğinde her şeyin dengede olması, her şeyin yerli yerinde olması söz konusu olmaktadır. Tersini düşündüğümüzde adalet kavramı daha iyi anlaşılabilmektedir. Adaletin tersi zulümdür. Zulüm haklıya hakkını vermemektir. Görüldüğü üzere adalet kavramı hak kavramı, hak kavramı da hukuk kavramı kapsamında anlam kazanmaktadır. Dolayısıyla adalet kavramı hukuka uygunlukla doğrudan alakalı olmaktadır. Bu noktada, mevcut hukuk düzeninin (pozitif hukukun) ideal hukuka uygun olması da adaleti yakından etkilemektedir.  Bundan dolayı adaletin gerektiği gibi tecelli  etmesi de bununla yakından ilişkilidir.  Bir başka ifadeyle pozitif hukukun doğal hukuka daha uygun olduğu toplumlarda, adaletin göreceli olarak daha iyi düzeyde tecelli edebileceği söylenebilir. Buna göre, hak ve adaleti sadece yasalara uygunluk noktasında tanımlamanın yeterli olmadığı açıktır. Zira yasalar hukuka aykırı olabilir.

 

Bu bağlamda adaleti;  hukukun toplumun yapısına, doğasına ve gereksinimlerine  uygun olduğu, her şeyin yerli yerinde olduğu ve dengede olduğu bir durum olarak görmek gerekir. Bunu gerçekleştiren toplumlar adil bir devlet düzeni kurmuş demektir. Her şeyin dengede olduğu, herkese hakkının verildiği,  dolayısıyla zulmün olmadığı toplumlarda kaosun olmayacağını, barışın ve huzurun olacağını söyleyebiliriz.  Barış ve huzur olduğunda da toplumlar gelişir ve kalkınır. Her ne kadar İbni Haldun’ un ifade ettiği gibi, devletler de doğar,  gelişir ve yok olurlarsa (yıkılır)  da, adaletin tecelli ettiği devletler  daha uzun süre varlığını sürdürürler.

Tarihten örneklerle konuyu somutlaştıracak olursak, Muaviye tarafından 661 yılından kurulan Emevi Devleti sadece 89 sene hüküm sürerek 750 yılında yıkılmıştır. Emevi Devletinin yıkılma nedenleri arasında Müslümanlar arasında ayrımcılık yapmaları (Arap olmayan Müslümanlara mevâlî-köle- diyorlar ve devlet yönetiminden, ordudan uzak tutuyorlardı), kabilecilik yapmaları,  kötü yönetim uygulamaları, özellikle Muaviye ve Yezid döneminde Hz. Muhammed’in (SAV) soyundan gelenlere yapılan kötü muameleler gösterilmektedir. Bu uygulamaların adil olmadığı, tersine zulüm olduğu aşikardır. Bu zulüm de devletler için çok kısa olan 89 yıl gibi bir zaman içinde yıkılmalarına neden olmuştur. Emevilerin yıkılmasında sonra 750 yılında kurulan Abbasiler Devleti  508 sene varlığını sürdürerek, 1258 yılında yıkılmıştır. Bunun arka planında,  Abbasilerin  Emevilerin yukarıda bahsedilen zulüm düzenini yıkarak, göreceli olarak daha adil bir devlet düzeni kurmaları yatmaktadır.

Başka bir örnek  olarak Osmanlı İmparatorluğunu gösterebiliriz.  Bu devlet 1299-1922 yılları arasında 623 yıl hüküm sürerek, dünyanın en uzun süre varlığını devam ettiren devletleri arasında yer almıştır. İmparatorluğun son yüzyılını dikkate almazsak, bilhassa kuruluş ve yükselme dönemlerinde adil bir devlet düzeni oluşturdukları görülmektedir. Osmanlılar Balkanlar’ da yayılırken yerli halka zulüm yapmamışlardır. Yerli Hıristiyan halk Türkleri kurtarıcı olarak görmüşler, Latin kilisesine bağlanmak yerine Osmanlı yönetimini tercih etmişlerdir. Din ve vicdan özgürlüğüne saygı duymuş ve  zulüm yapmamışlardır. O dönemde zulüm içinde kıvranan Avrupa’ da hızla ilerlemede, adil bir yönetim kurmalarının etkili oldu açıktır. Fatih İstanbul’ u fethettiğinde, Bizans halkına hiçbir zulüm yapmamış, haklarını teslim etmiş ve son derece adil davranmıştır.  Bu adil devlet düzeninin, Osmanlı Devletinin temel devlet felsefesi olduğu ifade edilebilir. Bunun sonucu olarak da devlet 623 yıl gibi uzun bir süre hüküm sürmüştür.

Bu örnekler, adaletin devletlerin yaşam süreleri ile alakalı olduğunu göstermektedir.

Adaletin tecelli etmediği toplumlarda, bugün insanlık suçu olarak görülen  zulüm vardır.  Zulüm toplumda kaosa veya devlet düzeninde karışıklık, kargaşa ve bozgunculuğa yol açar.  Karışıklık, kargaşa ve bozgunculuk veya kaos  ise bir toplumun veya devletin yaşam süresini kısaltır. Buna göre yazının başına dönecek olursak, adaletin beka için bir zorunluluk olduğunu söyleyebiliriz.

 

Ömer Yürekli

taziye

Taziye

Sağlık Bakanlığında Başmüfettiş olarak görev yapan Yusuf AYDIN’ ın annesi Hakk’ ın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Elazığ’ da defnedilecektir. Merhumeye rahmet, değerli arkadaşımız ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

vefat-bassagliği

Vefat / Gökhan Koçar’ın Eşi Zehra Koçar

İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanında meydana gelen elim uçak kazasında Ticaret Bakanlığı Müfettişlerinden Gökhan KOÇAR’ın eşi Zehra Bilgi KOÇAR vefat etmistir. Meslektaşımızın eşi ve diger vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar dileriz. Ülkemizin ve camiamızın başı sağolsun.

WhatsApp Image 2020-02-03 at 16.28.30

Müfettiş Dernekleri Bir Araya Geldi

           Devlet Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) Genel Baskanı Sayın Ali Alper ORKUN’un davetleri ile 02/08/2019 tarihinde DENETDE Genel Merkezinde; Bakanlıklar, Kamu Kurumları veya Genel Müdürlüklerde görev yapan merkezi denetim elemanlarını temsil eden Dernek temsilcileri ile gerçekleştirilen toplantıda alınan kararın gereği olarak; 23/01/2020 tarihinde Vergi Müfettişleri Derneği Genel Başkanı Sayın Özgür KUBUŞ’un davetleri ile Ankara’da ikinci bir toplantı gerçekleştirilmiştir.

            Toplantı DENETDE Genel Başkanı Sayın Ali Alper ORKUN’un açılış konuşması ile başlamıştır. Ali Alper ORKUN konuşmasında; bugüne kadar DENETDE tarafından gerçekleştirilen faaliyetler ve söz konusu faaliyetler sonrasında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi vermiş, kamuda merkezi düzeyde denetim yapan denetim elemanlarının ortak sorunları hakkında görüş ve önerilerde bulunarak katılımcılardan mesleğin ortak sorunları hakkında görüşlerini ifade etmelerini rica etmiştir.

Bakanlık, Kurum ve Genel Müdürlük düzeyinde örgütlenen merkezi denetim elemanlarını temsil eden sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımı ile gerçekleştirilen toplantının sabah oturumunda bu minvalde mesleğin ortak sorunları masaya yatırılmıştır. Genel sorunların; harcırah rakamları başta olmak üzere özlük haklarında meydana gelen gerileme, kamu denetim sisteminde yaşanan sistemsel sorunlar ve nihayet söz konusu sorunun çözümü için bugüne kadar izlenen yolda yer alan iletişim eksiklikleri olarak 3 ana başlıkta toplandığı anlaşılmıştır.

            Toplantının öğleden sonra gerçekleştirilen 2. oturumunda ise, söz konusu sorunların çözümü için bir yol haritası ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca, merkezi denetim elemanlarının üye olduğu meslek derneklerinin federasyonlaşması ve süregelen söz konusu toplantılar sonucunda ortak bir kamu merkezi denetimi ortak platformu kurulması yönünde görüşler dile getirilmiştir.

Belirlenen yol haritası kapsamında toplantıya katılan tüm derneklerin üye gönderebileceği  Çalışma Gruplarının” kurulmasına karar verilmiştir.

23/02/2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 3. toplantıya kadar “ Özlük Hakları Çalışma Grubu”, “Kamu Denetim Sistemi Çalışma Grubu” ve “İletişim Çalışma Grubu” olarak 3 çalışma grubunun oluşturulması ve söz konusu çalışma gruplarının mevcut sorunları sistematik şekilde ortaya koyarak sorunlara çözüm önerilerinde bulunması ve yapılacak 3. toplantıya kadar söz konusu çalışmalarını rapor haline getirmesine karar verilmiştir.

23/01/2020 tarihinde Vergi Müfettişleri Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, yapılan ve yapılacak olan söz konusu çalışmaların Ülkemiz ve mesleğimiz için hayırlı olması temennileri ile sonlanmıştır.

 

taziye

Taziye | Şenol Kader’in Babasu Hafız Kader Vefat Etmiştir

Çevre ve Şehircilik Bakanlığında görev yapan arkadaşımız Şenol Kader’in Babası Hafız Kader vefat etmiştir. Cenazesi yarın (30 ocak / Perşembe) Gölbaşı Karacaören Köyü’nde Öğle Namazını müteakip defnedilecektir. Merhuma rahmet değerli arkadaşımız ve yakınlarına Sabır ve başsağlığı dileriz.
bursa escort bayan
escort bursa bayan

Screen Shot 2020-01-08 at 01.30.53

Denetde – Geyikli Hobi Anlaşması

S. S. Geyikli Hobi Bahçeleri Gayrimenkul İşletme Kooperatifi olarak Çanakkale İli Ayvacık İlçesi Kösedere Köyü sınırları içerisinde yer alan bir arazide 600 metrekarelik hobi bahçeleri kuracağız. Arazimiz denize 3 km uzaklıkta, tamamı deniz ve baraj manzaralı, denize doğru meyilli bir arazidir.

Arazimizi 600’er metrekarelik parsellere bölecek, hem arazinin hem de parsellerin etrafını çevireceğiz. Ara yolları açıp taş döşeyeceğiz. Elektrik, su ve kanalizasyon alt yapılarını hazırlayıp herbir parselin içine bağlantı uçlarını bırakacağız. Planlama içinde çok geniş ortak alanlar da olacak. Nihai amacımız, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’ne uygun, üzerine yaz-kış yaşanabilecek temelsiz yapılar (kütük ya da çelik konstrüksiyon) koyabileceğimiz, deniz ve bahçe konseptini birleştirecek bir yaşam alanı oluşturmaktır.

Biz, bereketli Çanakkale’de, kendi köyümüzü kurmak istiyoruz. En önemlisi de emekliliğimizde sohbet edeceğimiz arkadaşlar, komşular istiyoruz. Bu çerçevede mensuplarınızı da aramızda görmekten onur ve mutluluk duyarız.

Yönetiminizce uygun bulunması halinde, Derneğinizle yapacağımız bir işbirliği protokolü çerçevesinde mensuplarınıza Kooperatif Yönetim Kurulumuzun belirlediği üyelik bedeli üzerinden yüzde 10 indirim yapmak istiyoruz. Üyelik bedelimiz 01 Mart 2020 tarihine kadar 65 bin Türk Lirası’dır ve tek seferde alınmaktadır. Denetim Elemanları Derneği üyeleri bu bedelin yüzde 10 eksiği olan 58,500 Türk Lirası ile Kooperatifimize üye olabileceklerdir.

S. S. Geyikli Hobi Bahçeleri Gayrimenkul İşletme Kooperatifi olarak iyi dileklerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Tanıtım PDF’i için tıklayınız.

gezi

KURUCU CUMHURBAŞKANI GEZİLERİNDEKİ MÜFETTİŞLER

Selim GÖKÇE

 D.M.O Gn. Md. Başmüfettişi

İster misiniz sizinle birlikte Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarına gidelim…

Atatürk o devirde Cumhurbaşkanı ve sık sık yaptığı gibi yine yurt gezilerine çıkıyor.

Özel treniyle 17 Kasım 1930 günü Ankara’dan hareket ediyor. Kayseri, Sivas,Tokat,Turhal ve Amasya,Samsun,Trabzon,İstanbul,Tekirdağ,Kırklareli,Edirne ve İstanbul’u ziyaret etmiş ve 6 Ocak 1931’de Ankara’ya dönmüştür.

Menemen olayları nedeniyle yarım kalan yurt gezisinin ikinci bölümünde de 26 Ocak 1931-2 Mart 1931 tarihleri arasında İzmir,Balıkesir,Aydın,Denizli,İçel,Mersin,Malatya ve Konya’ya gitmiştir.

Bu gezilerin kendi ifadesiyle bir “vaziyet ve ihtiyaçlar üzerinde inceleme” gezisi olduğu ve “İşlerin şimdiki mahiyetini göstermeye ve mevcut vaziyeti daha iyi hale koymak yolunda imkanlar araştırmaya yönelik” olduğu ifade edilir.

Gazi Mustafa Kemal vatandaşlarla bizzat temas ederek çeşitli konularda sorunları dinleyip, çözüm önerileriyle birlikte ayrıntılı konu başlıklarıyla bunları bir rapor haline getirmiştir.

Geziye ait notlar TBMM tutanak yazıcıları tarafından tutulmuş,gezi sonunda Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in gözetimi altında temize çekilerek Başbakan’a ve diğer ilgililere ulaştırılmıştır.

Bu gezilerde, mali meselelerden vergilere, idare ve adliyeye, maariften sağlığa, kredilere, kooperatiflere kadar vatandaşa, millete, devlete ilişkin ne varsa tek tek tartışılır, konuşulur, dertlere derman aranırdı.

Raporlara, “Bilhassa uygulanırlığı ve hakikate uygunluğu dikkate alınmış ve seyahate iştirak eden müfettişlerin görüşlerinden itina ile istifade edilmiştir.” diyerek not düşülüyordu.

Yani, Cumhurbaşkanı yurt gezilerine bakanların , milletvekillerinin yanı sıra birde işin uzmanı Müfettişleri götürüyor, fikirlerini alıyor ve bunlar rapor halinde Başbakan’a ve ilgili Bakanlara sunuluyordu.

17 Kasım 1930- 6 Ocak 1931 tarihleri arasındaki “İnceleme Gezisi Raporları- I“*de:

Bu raporların seyahate iştirak eden ve her biri değerli bir unsur olarak çalışan muhtelif vekaletlere mensup müfettişlerin etraflı değerlendirmeleriyle kuvvetlendirildiği ve birlikte seyahat eden müfettişlerin hazırladıkları tafsilatlı notlardan vekaletlerini haberdar etmeleri gerektiği” ifade edilmekte, 

*ATABE : c.24, s.315

Aslı, Cumhurbaşkanlığı Arşivi, D:1, F:1-1-42 ve T:C Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Dosya:1, Büro Fon Kodu: 490.01 Yer No:34.142.1

26 Ocak – 2 Mart 1931 tarihleri arasındaki ” İnceleme Raporları- II “* de:

“Genel Müfettişlikler“başlığı altında ;

“Bu tarzda teşkilatları ve idareleri kuvvetlendirilecek vilayetlerden iktisadi,siyasi ve idari bakımlardan bir birlik manzarası arz edenler birer Genel Müfettişlik mıntıkası teşkil etmelidir.Sınırlarımız, sahillerimiz ve memleketin iktisadi ve siyasi vaziyeti düşünülünce bu mıntıkaların beş ile yedi arasında olması lüzumu anlaşılıyor.

Genel Müfettişlikler, her günün teferruatlı meseleler üzerinde tebligata vasıta olmak mevkiinden bilhassa uzak bulunmalı ve başta asayiş ve emniyet ve dahili siyaset meselesi olmak üzere her vekalete ait işlerin tatbikat programlarına nezaret edilmeli ve mevcut kanunların ihtiyaca uymayan noktalarıyla yeni hükümler isteyen vaziyetleri incelemeli ve tahlil etmeli, hükümetin nüfuzu ile halkın ihtiyacını karşılıklı olarak takviye etmeli ve meydana çıkarmalıdır.

Genel Müfettişlikler, sınırlı sayıda müşavir ve katiplerden ve ayrıca her vekalet işini inceleyecek müfettişlerden meydana gelmelidir.Bizim seyahat tecrübemiz bir genel müfettişliğin mesaisine örnek olacak mahiyettedir.”

“Teftiş” başlığı altında ise;

Bu vazife bizim idari hayatımızda, vekalet müfettişlerinin kanuna uymayan herhangi bir hareketin mahiyetini incelemeleri,uzun uzadıya tahkikat evrakı  tutmaları ve işi mahkemeye sevk eylemeleri manasına alınmıştır.Herhangi yolsuzluğun mesullerini meydana çıkarmak için bu usule devam lazımdır.Fakat bir idare mıntıkasında veya şubesinde bütün işlerin yolunda cereyan edip etmediğini toptan ve genel bir görüşle değerlendirdikten sonra,başta bulunan zatı takdir etmek veya eleştirip cezalandırmak tarzında bir “amir teftişi” usulünü de fiilen devlet hayatımıza sokmak bir zaruretdir.

Genel Müfettişlik teşkilatının mesela senede iki defa mıntıkasını bu gözle incelemesi lazım olduğu kadar, valilerin ve kaymakamların vb. de senede birkaç defa mıntıkalarını aynı maksatla gezmeleri kati bir vazife olmalıdır.

Bu kısa değerlendirmeler, devleti klasik bir bürokrasi sisteminden çıkararak vazife ve mesuliyet fikri altında işleyen bir makine haline koymanın esaslarını kaydetmiş oluyor.” denilmiştir.

*ATABE : c.25, s.21

Aslı Cumhurbaşkanlığı Arşivi D: 2, F:1-1-81

İsterseniz birazda Atatürk’ün memurlar hakkındaki genel görüş ve kanaatlerine bakalım…

20 Nisan 1931 tarihli “Millete Beyanname”* de ;

Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan meydana gelmiş değil ve fakat ferdi ve toplumsal hayat için işbölümü itibariyle muhtelif mesai erbabına ayrılmış bir camia kabul etmek esas prensiplerimizdendir.

A) Çiftciler, B)Küçük sanat erbabı ve esnaf,C) Amele ve işçi, D)Serbest meslek erbabı E) Sanayi erbabı F)Tüccar ve G)Memurlar, Türk camiasını teşkil eden başlıca çalışma zümreleridir.Bunların her birinin  çalışması diğerinin ve genel camianın hayat ve saadeti için zaruridir.Fırka’mızın bu prensiple hedeflediği gaye sınıf mücadelesi yerine toplumsal intizam ve dayanışma temin etmek ve birbirini bozmayacak surette menfaatlerde ahenk tesis etmektir. Menfaatler, kabiliyet,marifet ve çalışma derecesiyle orantılı olur.

Milletin yüksek menfaatini daima göz önünde tutarak bütün dikkat ve gayretleriyle hayatlarını vazifelerine hasreden memurlar her türlü huzur ve refaha layıktırlar denilmiştir.

*ATABE : c.25, s.118

Hakimiyeti Milliye, 21 Nisan 1931, Numara: 3509 s.1

YARARLANILAN KAYNAK :

Atatürk’ün Bütün Eserleri, ATABE: Cilt:24 (1930-1931) ,Cilt: 25 (1931-1932),Kaynak Yayınları.

 

*Görsel temsilidir.

istanbul eskort bayanlar

vefat-bassagliği

Vefat ve Başsağlığı

Sağlık Bakanlığı İç Denetçisi Emre Dede beyefendinin kıymetli babası rahmetli olmuştur, merhuma Allah’tan rahmet, kalanlara başsağlığı dileriz.
Not: Merhum, ikindi namazını mütakiben Gebze’de defnedilecektir.

online-egitim

YENİ EĞİTİM MODELİ: ONLINE EĞİTİM

Ömer YÜREKLİ/omer_yurekli@hotmail.com

İnsanlık avcı toplayıcı toplum, tarım toplumu ve sanayi toplum aşamalarını geride bırakarak bilgi toplumu aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu aşamanın en büyük özelliği bilgi teknolojileri ve iletişimi alanında çok ilerlenmiş olmasıdır. Bunun bir sonucu olarak eğitim alanında köklü değişimler olmasıdır. Geleneksel eğitimi modeli yerini online eğitim modeline  bırakmaya başlamıştır. Böylece çağın koşullarına uygun yeni eğitim modeli ortaya çıkmıştır. Bu modele online eğitim diyoruz.

Geleneksel eğitimde öğrenciler bir sınıfta toplanır ve hoca gelerek tahta ve tebeşir kullanmak suretiyle  ders anlatır. Zamana ve mekana bağlı biri eğitimdir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişme sayesinde bu model artık aşılmış bulunmaktadır. Günümüz teknolojilerini ve interneti kullanmak suretiyle herhangi bir mekana  bağlı olmadan,  bir cep telefonu veya bilgisayar kullanmak suretiyle eğitim almamız mümkün hale gelmiştir. Bu eğitim modeline online  eğitim denilmektedir.

Online eğitim her seviyede, sınavlı veya sınavsız vs. olabilmektedir.

Online eğitim ilk defa Amerika Birleşik Devletlerinde  (ABD) ortaya çıkmıştır. Yaklaşık yüzyıl önce ABD’ de  mektupla eğitim başlamıştır. Mektupla eğitim zaman içerisinde televizyon üzerinden yapılana eğitime yerine bırakmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde olağanüstü gelişmeler sonucunda 2000’li yıllardan itibaren uzaktan eğitim büyük ölçüde online eğitim şeklinde yapılmaya başlanmıştır.

ABD’ de başlayan online eğitim zaman içerisinde dünya geneline yayılmıştır. Ülkemizde de ABD’ ye bezer bir trend izlemiştir. Başlnagıçta mektupla başlayan eğitim, günümüzde internet üzerinden yapılan online eğitime dönüşmüştür. Uzaktan eğitim geliştirilmesi gereken bir eğitim modeli olarak kalkınma planlarına girmiştir.

Bu yeni model eğitimin avantajlarına kısaca değinecek olursak: Öncelikle geleneksel eğitim pahalı ve çok zaman alıcı bir eğitimdir. Bir okula veya kursa yazılmak, uzun süre buralara gidip gelmek gerekiyor. Okul masrafı, gidip gelme masrafı oldukça yüksek miktarlara ulaşabiliyor.  Yani zamana ve mekana bağlı ve masraflı bir eğitim şekli. Online eğitim ise bir zaman ve mekana bağlı değildir. İstenilen yerden, örneğin dünyanın herhangi bir yerinden ve istenilen zamanda almak mümkündür. Ayrıca bu eğitimi almak işinizi  yapmanıza engel teşkil etmiyor.

Bir mekana veya zamana bağlı olmadan, internet üzerinden verilen uzaktan eğitim günümüz koşullarında oldukça yaygınlaşmıştır. Bu alanda eğitim veren pek çok kuruluş bulunmaktadır. Ancak eğitimin bilimsel bilgiye dayalı olarak ve kaliteli bir şekilde verilmesi gerekmektedir. Bu nitelikte eğitim alabileceğimiz pek çok üniversite ve pek çok  eğitim kurumu bulunmaktadır. Örneğin, MIT, Harvard, Princeton, Cornell  gibi dünyanın en saygın üniversiteleri bile  online eğitim  vermektedir. Türkiye’ de İstanbul Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Ahmet Yesevi Üniversitesi vs. pek çok üniversite online eğitim vermektedir.

Peki, son derece yaygınlaşmış olan bu eğitim modelinde hangi alanlarda eğitim verilebilmektedir?

Bugün her alanda ve  her konuda online eğitim almak mümkündür. Kişisel gelişim eğitimlerinden, lise, üniversite ve yüksek lisans eğitimlerine kadar online eğitim almak mümkün bulunmaktadır. Hatta gelişmiş ülkelerde online doktora eğitimi bile yapılmaktadır.

Ülkemizde online eğitimi kalkınma planlarında amaçlandığı üzere geliştirmek gerekiyor. Bugün lise, ön lisans, lisans ve tezsiz yüksek lisans eğitimleri verilebiliyor. Tezli yüksek lisans ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi doktora eğitimlerine de başlamak gerekiyor.

Online eğitim,  ülkemizin eğitim seviyesini  yükseltmek, bilime ve teknolojiye katkı yapmak için büyük imkanlar sunuyor aslında. Bu model sayesinde nüfusumuzun oransal olarak daha büyük bir yüzdesini sisteme dahil etmek mümkün olabilir. Bu sayede yüksek lisans ve doktora yapan öğrenci sayımızı yüksek oranlarda artırabiliriz. Aslında bunu yapmak zorundayız. Bilime katkı yapacaksak, yeni teknolojiler geliştireceksek, dünyanın ilk 10 ülkesi arasına gireceksek bunu mutlaka gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bir başka deyişle “Muasır medeniyetin üzerine çıkacaksak”  bunu başarmamız gerekiyor.